Geleneksel Hint Kıyafeti Sari

Bir Ölümsüzlük Savaşı Efsanesi:Okyanusun Çalkalanması

                                                                      OKYANUSUN ÇALKALANMASI

      Çok eski zamanlarda,dünya daha altın çağındayken,Tanrılar ve ifritler tıpkı diğer canlılar gibi yaşlanmaya ve ölüme mahkumdular.Bu acizlikten kurtulmanın bir yolunu bulmak için Meru dağının eteklerinde,Tanrı Brahma'nın yönettiği bir toplantı düzenlediler.Uzun süren müzakerenin ardından,Süt Okyanusunu çalkalayıp ölümsüzlük içkisi amrita'yı elde edebilecekleri kararına vardılar.
    Dünyamızın ötesinde, hiç durmadan genişleyen çemberler içindeki yedi okyanustan altıncısı olan Süt Okyanusuna süren yolculuk çok uzundu.Vardıklarında ise durumu Süt Okyanusuna anlattılar.O da bu çalkalanışa karşı yeterince güçlü olduğunu ama buna karşılık amrita içkisinden ona da pay verilmesini istedi.Ve isteği kabul edildi.
Mandara dağının etrafına sarı yılan vasuki tanrılar ifritler tarafından iki uçtan çekilerek okyanusu çalkalamaya başlarlar.    Çalkalama işlemi için sırık olarak Mandara Dağını kullanmaya karar verdiler.Bu dağ 77.000 mil yüksekliğindeydi ve kökleri de aynı mesafede toprağın içindeydi.Fakat kimsenin dağı yerinden sökmeye gücü yetmedi.Bunun üzerine Tanrı Vishnu'ya gittiler.O da büyük yılan Ananta'nın dağı kolaylıkla sökebileceğini söyledi.Ve dediği gibi de oldu.
    Dağ hemen okyanusun ortasına yerleştirildi.Yılan Vasuki'yi dağın etrafına ip gibi sarıp iki ucundan çekmeye ve okyanusu çalkalamaya başladılar.Fakat bu çalkalama okyanusta yaşayan birçok canlının zarar görmesine sebep oldu.Bu dönüşümün meydana getirdiği ısıdan dolayı okyanusun iki tarafında yaşayan canlıların çoğu yandı.İndra yağmur seliyle ateşi söndürmeye gelmeseydi,üzerinde yaşayan canlılarla birlikte dağın tamamı yok olacaktı.
    Yılan Vasuki ise bu zorlu çalkalanma sırasında zehirli
okyausun çalkalanması sırasında ortaya çıkan halahala zehrini dünyayı kurtarmak için içer.
dişlerinden dört zehir akıntısı püskürttü.Bu zehir tüm evreni ve canlıları yok edebilecek güçteydi.Shiva dünyayı kurtarmak için halahala denilen bu zehri içerek bedenine hapsetti.Bu güçlü içecek bile ona en ufak bir zarar vermedi.Fakat zehirden dolayı boynu maviye dönüştü.Bu yüzden ona 'Mavi Boyunlu' anlamında 'Nilakanda' denilir.
    Bu tehlikeyi atlatmışlardı ki;dağın ağırlığı ve çok hızlı bir ivmeyle sürekli dönmesinden dolayı,dünyanın tam altına doğru bir delik açılmıştı.Bu yüzden Vishnu,kendini olağanüstü büyük bir kaplumbağaya dönüştürerek (Vishnu'nun Kurma avatarı) okyanusa girdi ve dağı sırtına yerleştirdi.  
dağ okyanus tabanını deldiği için vishnu kurma avatarıyla dağın altına girer

      Uzun süren çalkalanmanın ardından nihayet okyanustan belirli şeyler zuhur etmeye başladı.Ortaya çıkan ilk şey Surabhi adı verilen,yaşayanların her birinin besleyicisi ve anası olan,harika bir inekti.Daha sonra Şarap Tanrıçası Varuni zuhur etti.Onun ardından bir nilüfer çiçeği üzerinde oturmuş,elinde nilüfer tutan Bereket Tanrıçası Lakshmi zuhur etti.Tanrıların doktoru ve tıptaki Ajurveda sisteminin bulucusu olan Dhanwantari,göksel bir ağaç,bir at,ay,Vishnu'nun taktığı harika bir mücevher ve sayılamayacak kadar çok güzel kadınlar ortaya çıktılar.Bu kadınlar kendilerini Tanrılara ve ifritlere sundular,fakat onlar reddettikleri için herkesin emrine verildiler.Onlar cennette yaşayan su perileri Apsaraslar'dır.
 
okyanusun çalkalanması sonucunda ölümsüzlük içkisi amrita ortaya çıkar
     Tanrıların doktoru,elinde kumbha denilen bir kap ile en son zuhur eden kişiydi.Ortaya çıkan amrita içkisi bu kaba dolduruldu.Fakat Tanrılar ve ifritler yaptıkları anlaşmayı unutarak,çeşitli zorluk ve sıkıntılarla elde ettikleri bu mucizevi iksire sahip olma savaşına girdiler.Savaş günlerce çok şiddetli bir şekilde devam etti.Sonunda ifritlerden biri kabı ele geçirmeyi başardı ve içmek üzereydi.Tam o anda Vishnu kendini çok güzel bir kadın kılığına dönüştürdü.Güzelliğiyle ifriti kandırdı ve içkiyi alıp Tanrılara götürdü.Böylece ifritler ölümsüzlük şansını ebediyen kaybettiler.Eğer Vishnu bu duruma engel olmasaydı ve ifritler içkiyi içseydi,tanrılar değil ifritler ölümsüz olacaklardı.
    Tanrılar sırayla Vishnu'nun getirdiği amrita içkisini içerlerken,Rahu adındaki bir ifrit gizlice onların arasına girdi.Tam içkiyi yudumlamıştı ki,Vishnu onu fark etti ve diski ile kafasını kesti.Fakat içkiyi yudumladığı için kafası ölümsüz oldu.O günden bu yana Rahu Güneş'i ve Ay'ı hiçbir zaman affetmedi.Zaman zaman her ikisini de yutma girişiminde bulundu.Ve bu Güneş ve Ay tutulmalarının bir açıklaması olarak kabul edildi.
     Elde ettikleri başarıdan dolayı mutlu olan tanrılar, Mandara Dağını yerine yerleştirdiler ve yaşadıkları cennete doğru yola çıktılar.Cennete vardıklarında amritayı korumaya aldılar.Bir bıçak kadar keskin,güneş gibi parlayan bir tekerlek onun etrafında aralıksız olarak döner ve oldukça büyük iki yılan ona bekçilik eder.